ANA SAYFA



22 Temmuz seçim sonuçları nasıl elde edildi?
- Halk iktidardan memnundu
- AB-ABD-IMF-Barzani-Talabani-Patrikhane böyle istedi
- Oylar bölünmesin sloganı etkili oldu
- Tümü









HYP

HALKIN YÜKSELİŞİ PARTİSİ

 (Halk İçin Halkla Birlikte)

 

 

 

PROGRAM

 

İÇİNDEKİLER

 

 

I. TÜRKİYE’NİN MEVCUT DURUMU

 

II. ANA HEDEF VE TEMEL İLKELER

 

III. SİSTEM TERCİHLERİMİZ

 

IV. İNSAN VE HAKLARI

 

1. Kişi Hak ve Özgürlükleri

2. Ekonomik Hak ve Özgürlükler

3. Siyasal Hak ve Özgürlükler

4. Aile, Çocuk ve Kadının Korunması

5. Gençliğin ve Yaşlıların Korunması

6. Engellilerin Korunması

 

V. DEVLET VE KAMU YÖNETİMİ

 

1. Devletin Önemi

2. Kamu Yönetimi, Kamu-Birey İlişkisi

3. Millî Bütünlüğün Korunması ve Katılımcı Toplum

4. Demokratik Devlet İlkesi 

5. Hukuk Devleti İlkesi 

6. Laik Devlet İlkesi 

7. Sosyal Devlet İlkesi 

8. Kamuda İstihdam ve Çalışma Koşulları

9. Yerel Yönetimler

10.  Adalet ve Yargı

11. Yolsuzluk-Rüşvetle Mücadele ve Kamuda Denetim

12.  Ulusal Güvenlik Politikası

 

VI. EKONOMİ

 

1. Ekonomik Bağımsızlık ve Küreselleşme

2. İstikrar Politikası

3. Büyüme ve Bölgesel Kalkınma Politikaları

4.  Rekabet Politikaları

5. KOBİ’ler ve Girişimcilik Politikaları

6. Dış Ticaret

7. Sanayi

8. Enerji

9. Madencilik

10. Tarım, Hayvancılık ve Su Ürünleri

11. Turizm

12. Bankacılık ve Finansal Hizmetler

13. Ulaştırma ve İletişim

  

VII. KAMU MALİYESİ

 

1. Bütçe

2. Vergi

3. Kamu Borçlanması

4. Kamuda Verimlilik ve Özelleştirme

 

VIII. SOSYAL ALAN VE SOSYAL SİYASETLER

 

1. Sosyal Kalkınmada Devletin Rolü

2. Orta Gelirliler, Esnaf ve Sanatkârlar

3. Sağlık

4. Sosyal Güvenlik

5.Çalışma Hayatı ve İstihdam

6.Yurtdışında Çalışanlar

7. Nüfus Artışı

8. Din ve Diyanet İşleri

 

IX. EĞİTİM, KÜLTÜR VE SANAT

 

1. Eğitim

2. Kültür, Sanat ve Öğrenme Merkezleri

3. Yazılı ve Görsel Basın

4. Spor

 

 

X. ARAŞTIRMA VE TEKNOLOJİ

 

1. Bilişim Altyapısı

2. Üniversite ve Bilim

3. Üniversite-Sanayi İşbirliği

4. Yenilik Merkezleri: Teknoparklar, Teknokentler, Agroparklar

 

XI. DOĞA, ÇEVRE VE KENTLEŞME

 

1. Doğa Tahribinin İnsanlığı Tehdidi

2. Doğal Zenginliklerimizin Korunması

3. Yerleşme, Kentleşme ve Konut Politikaları

4. Kırsal Kalkınma

 

 

XII. DIŞ POLİTİKA

 

1.                 Türkiye’nin Genel Dış Politikası

2. Küreselleşme

3. Batı Dünyası ile İlişkiler

4. Kıbrıs

5. İslam Ülkeleri İle İlişkiler

6. Ortadoğu İle İlişkiler

7. Avrasya Oluşumu

8. Kardeş Topluluklar

 

 

 

I. TÜRKİYE’NİN MEVCUT DURUMU

 

 

Cumhuriyet'in 'Muasır medeniyet düzeyinin üstüne çıkma' ülkü ve amacı, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün hemen ardından başlayan bir yozlaştırma ve bir süre sonra buna eklenen bir karşı devrimle hedefinden saptırılmış ve Türkiye sürekli seviye kaybederek, tümünün önünde olduğu komşularının neredeyse tümünün gerisinde kalma noktasına gelmiştir.

 

1980'li yılların başından itibaren izlenen ve küreselleşme sömürüsünün önünü açmak üzere dışarıdan yapılandırılan neoliberal politikalar Türkiye'yi uluslararası sermayenin denetim ve güdümü altına sokmuş bulunuyor.

 

Anayasamızın ve çağdaş anlayışın esas aldığı sosyal devlet ilkesi tahrip edilerek kamu hizmeti âdeta yok edilmiş, vatandaş, yabancı çıkarların gelir aracı yapmak istedikleri bir tür müşteriye dönüştürülmüştür.

 

Eğitime ayrılan sınırlı imkânların büyük kısmı, özel eğitime ve vakıf okullarına akıtılarak eğitimde eşitlik ve genellik tahrip edilmiştir. Eğitim, bazı 'hayırseverlerin' cömertliğine sığınır hale getirilmiştir.

 

Tahrip edilen tarım ve hayvancılıktan beslenen 30 milyonu aşkın nüfus; sanayi ve tarım sektörlerinde ülkenin işe yarar imkânlarını eline geçirmeye uğraşan dış sermayenin işçisi durumuna getirilmek üzeredir. Sosyal devletin işlevsel kılınmasında en büyük role sahip olan KİT’ler, sistemli bir yıpratma ve çökertme operasyonuyla, önce partilerin yandaş koruma alanlarına çevrilip kâr edemez hale getirilmiştir. Ne yazık ki bu çökertme operasyonlarında Atatürk’ün ulusal ekonomiye kazandırdığı KİT’ler öne alınmıştır. Şimdi ise, bu kamu işletmeleri, özelleştirme adı altında iç ve dış rant odaklarına yağmalatılmaktadır. Bu yağma, bugün artık stratejik toprakların yabancılara satılması noktasına getirilmiştir. Ormanların özelleştirilmesinden, madenlerin yabancılara tesliminden söz edilmektedir.

 

Türkiye, 1983–2004 yılları arasında yaklaşık yüz milyar dolar dış borç faizi ödemiştir. Bu ödemeye rağmen, borç stoku 130 milyar dolar artış kaydetmiş bulunuyor. İç borçlarda ise durum tam bir çıkmazdır. Sonuç olarak, toplam borçlarımızın bugün itibariyle millî gelire oranı tüm AB ülkelerinden fazladır.

 

Türkiye'nin çevre standartlarını AB düzeyine çıkarması, yani dönüşümlü çöp sistemine geçmesi, yeşil alanları tanzim etmesi, hava, deniz ve çevre kirliliğini katlanılabilir düzeye getirmesi için 90 milyar dolarlık bir meblağa ihtiyaç olduğu hesaplanmaktadır. Bu rakam, yaklaşık 300 milyar dolar olan millî gelirin üçte biridir.

 

Üniter devlet yapımız, adı telaffuz edilmeyen ve gerçekte Türkiye’yi federatif sisteme hazırlamaya başlayan çok hukukluluğun ön adımı olarak sahnelenen yaklaşımlarla âdeta yok edilmektedir.

 

Memurluk sisteminin yerine, artan bir hızla, sözleşmeli personel sisteminin geçirilmesi de devleti yozlaştırma ve tahribin bir uzantısıdır.

 

Öte yandan, uluslararası ve uluslarötesi büyük sermaye güçlerinin öncü kuruluşları, sermayenin küreselleşmesi adı altında, sadece etkileri, dayatmalarıyla değil, resmîleştirdikleri bürolarıyla,  zayıflatılan devlet otoritesinin yerini almakta, adı konmamış bir manda yönetimini işletmektedirler.

 

Tarımımızın içine itildiği feci durum, yoksulluk ve işsizliğin temel sebeplerinden biridir. Küresel sömürü odaklarının sistemli yıpratmalarıyla Türk tarımı yok olma noktasına getirilmiştir. Tarımın en gözde işletme ve kuruluşları ya özelleştirme adıyla ona-buna peşkeş çekilmiş yahut da tasfiye edilmiştir. Et Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu gibi verimli, üretken ve kârlı kuruluşlar sistemli oyunlarla yıpratılıp elden çıkarılmıştır. Hayvancılık ve hayvansal ürünler sanayiimiz; Devlet Üretme Çiftlikleri, Tarım Islah İstasyonları tasfiye edilmiş veya çökertilmiştir. En verimli tarım topraklarının elden çıkarılması bir meziyet gibi algılanır olmuştur.

 

Ulusal bağımsızlık ve millî egemenlik giderek aşınmakta, çöküş işaretleri vermektedir. Bu durum, ülkeyi yönetenleri dış politikamızda dirayet, direnç, hatta savunma yapamaz bir konuma sürüklemektedir. Dış politikada bize düşen, oturduğumuz masada önümüze konan tekliflerden birini seçmekten ibaret kalmaya başlamıştır.

 

Türkiye, 6 asırdan beri doğrudan veya dolaylı olarak yönettiği Ortadoğu’da bile caydırıcılığını, saygınlığını yitirmiş, süper güçlere teslimiyetin eşiğine getirilmiştir.

 

Yarınımızı emanet edeceğimiz gençleri yetiştirmesi gereken eğitim sistemimiz amacından sapmış, Cumhuriyetimizin belirgin niteliklerinden biri olan Eğitim Birliği, Anayasal ifadesiyle Tevhidi Tedrisat tahrip edilmiş, eğitimde bütünlük kaybolmuştur.

 

Ülkemizde yaşanan çözümsüzlükler, günlük hayata yönelik tehditleri arttırmış; gasp, hırsızlık, soygun ve vurgun gibi özellikle kentlerde yoğunlaşan suçlar, günlük hayatın bir parçasına dönüşerek insanımızın gelecek beklentisinin ve güven duygusunun zedelenmesine yol açmıştır.

 

Daha da kötüsü, insanımız kendine olan güvenini ve kimliğini kaybetme noktasına taşınarak, sorunlara çözümü kendinde değil; dışarıda, IMF, AB ve ABD gibi dış güçlerde aramaya başlamıştır.

 

 

II.  ANA HEDEF VE TEMEL İLKELER

 

 

Halkın Yükselişi Partisi (HYP), demokratik bir halk hareketinin ürünü olarak doğmuş insan merkezli bir siyasal partidir. Partimiz, kendisini sağ veya sol olarak tanımlamaz. Ancak, Anayasamızın ikinci maddesinin talepleri istikametinde ve çağdaş-ortak bir insanlık değeri olarak sosyal demokrasiyi benimser.

 

Partimiz bir ideoloji partisi değil, bir kitle ve program partisidir. Türkiye'yi ve Türk halkını yükseltmek ve yüceltmek yolunda, evrensel-ortak insanlık değeri haline gelmiş tüm kabullerden yararlanır.

 

Partimizin öne çıkardığı temel değerler akılcılık, bilimcilik, özgürlük, insancılık, dürüstlük, erdem, çalışkanlık ve Türkiye sevgisidir.

0

Partimizin esas alacağı siyasette kadınlarımızın sayısı, Kurucular Kurulu’ndan başlanarak, alışılmışın birkaç katına çıkarılacaktır.

 

Malî gücümüzün esası; paylaşım bilincimiz, imece ruhumuz, fedakârlık ve feragat şuurumuzdur. Bu şuurun başaracağına inancımız tamdır. Söz ve kararda katılımın, emek ve harcamada katılımla sağlanacağına inanmaktayız.

 

Bu program, bir diriliş, uyanış, atılım ve değişim programıdır. Öncelikle bir zihniyet devrimini amaçlamaktadır. Ekonomik ve ahlaksal bir diriliş ve yükseliş mücadelesi için Türk halkını bir bilinç ve atılım seferberliğine çağırmaktadır.

 

Eğitim, savunma ve ekonomide, ulusallığı esas alan bir yönetim getirmeyi taahhüt etmektedir.

 

Görevimiz ve Temel Bakış Açımız :

 

Halkın Yükselişi Partisi, emperyalizm ve sömürgeciliğin açık ve maskeli her türüne karşı çıkışı başarı ve onurun esası sayar. Ruh ve madde bütünlüğüne sahip nitelikli insan, Atatürk Cumhuriyeti, aydınlanma, emeğe, bilime ve yaratıcılığa saygı, değişim gibi değerler siyasetimizin yapı taşlarıdır.

 

Hizmetleri, hiçbir ayrım yapmadan insana yönelten bir siyaset ahlakı partimizin inanç ve kişilik değerlerinin alt yapısını oluşturmaktadır.

 

Partimiz, millî egemenliğimizin kaynağı olarak gördüğümüz halkımızla birlikte bir bütün olarak Türkiye’mizi, çağdaş bilgi uygarlığına ulaştırma ülküsünü taşımaktadır.

 

Ruh ve kişilik köklerimizi oluşturan değerleri koruyarak, çağdaş zihniyetli, nitelikli, yaratıcı, erdemli insanlarla gerçekleştirilecek bir seferberlik ve diriliş hamlesiyle ülkemizi uygar insanlık kervanının ön sıralarına geçirmek partimizin ülküsü ve temel görevidir.

 

Eğitim seferberliğimizle birlikte gerçekleştireceğimiz zihniyet yenilenmesini; aklın, bilimin, teknolojinin ve sağduyunun yol göstericiliğinde, tabandan başlayan, demokratik,  katılımcı, bireysel tercihleri gözeten bir kitle hareketi olarak hayata geçirmek, görev ve sorumluluğumuzun gereğidir.

 

Toplumumuzun tarih boyunca yapılanışı; madde merkezli olmaktan çok, insan merkezli olmuştur. Bilgi uygarlığı ile uyuşumun alt yapısını veren bu anlayışı gereğince değerlendirmek; insanımıza, halkımıza ve gelecek kuşaklara yönelik tarihsel sorumluluğumuzun yerine getirilmesinde bize güç verecektir.

 

 

Tarihsel ve Kültürel Değerlerimiz :

 

Bizi biz yapan değerlerimiz, temel zenginliğimizdir. Tarih boyunca, insanları, ırkları, kültürleri ve değerleri çatıştırmak yerine onları bir arada yaşatan yönetimler oluşturduk.

 

Orta Asya’nın hareketli ve renkli kültür ortamından Ortadoğu’ya, oradan Anadolu, Kafkaslar, Balkanlar ve Avrupa içlerine uzanan çeşitliliği hep koruduk. Bu gün de bunların mirasını taşıyoruz. Küresel çatışmaların öne çıktığı dünyamızda Türk toplumunun bu hasletleri ancak yeni yeni fark ediliyor.

 

Tarihimize baktığımızda;

 

*Devlet ve toplum yapılanmasında önce insan demişiz. Öncelikle insanların örgütlenmesini benimsemişiz.

 

*Çok kültürlülüğü doğal yaşam kabul eden bir hoşgörüye sahip olmuşuz.

 

*Toplumda dikey statü akışkanlığı hep açık olmuş. Dünkü devşirmeyi sadrazam, bugün de köy çocuklarını Cumhurbaşkanı yapmışız. Bunu birçok ileri ülkede görememekteyiz.

 

*Dinsel inançlarımızda, Tanrı aşkıyla insan sevgisini öne çıkarıp yetmiş iki millete bir gözle bakmış, yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmiş, paylaşım ve fedakârlık ruhunu geliştirmişiz.

 

Bizi biz yapan bu değerlere onur ve gururla sahip çıkıyoruz. Partimiz, bu değerlerin, toplumumuzun çimentosu olduğu yolundaki inancını kararlılıkla sürdürecektir.

 

Cumhuriyetimizin Değerleri :

 

Partimiz, Cumhuriyetimizi ve Cumhuriyetimizin kazanımları olan değerlerimizi koruyarak ve geliştirerek çağdaş uygarlığın üstüne taşıyacaktır. Son 50 yıl boyunca, dış odakların hesaplarına uygun biçimde sürekli aşındırılan Cumhuriyet değerlerimizi, özgün saffet ve asaletleriyle geri getirmek partimizin temel amaçlarından biridir.

 

Atatürk Devrimleri ile gerçekleşen Cumhuriyetimizin engin ve ölümsüz kazanımlarını, sadece bizim coğrafyamızın değil, tüm mazlum milletlerin çıkış noktası olarak görmekteyiz.

 

Evrensel İlkeler ve Değerler :

 

İnsanlığın gelişim sürecinde şekillenip kabul gören evrensel yöntem ve değerler, partimizin de benimsediği değerlerdir:

 

*Politik ilişkilerde katılımcı, çoğulcu demokrasiyi;

*Sosyal ilişkilerde, çatışma yerine uzlaşma;

*Kültürel farklılıklar karşısında, bağnazlık yerine hoşgörüyü;

*Ekonomik süreçlerde, israf yerine verimlilik ve akılcılığı;

*Teknolojide taklitçilik yerine bilimselliğe dayalı yaratıcılığı esas almaktayız.

 

İnsan Merkezli Sistem:

 

Bizim için en önemli değer insandır. İnsan, Yaratıcı’nın aziz emanetidir;  en yüce değerdir, gaye varlıktır. Bu nedenle toplumsal sistemimizi insan merkezli olarak yapılandıracağız. Bunun anlamı, insanı bir bütün olarak yüceltecek unsurlara öncelik vermektir. İnsanın, en büyük nimet olan beynini etkin kullanması için zihniyet yenilenmesi, öncelikli hedefimizdir. Bu amaçla;

 

*Herkes için sürekli eğitim ve öğrenim,

*Herkes için kendini istediğince geliştirecek ortamların yaratılması,

temel önceliklerimiz arasındadır.

 

İnsan yetiştirme sistemimiz, bağımlı insan kişiliği yerine; sosyal ilişkilerde saygılı, yaratıcılık ve karar vermede özgür, onurlu ve erdemli insanlar yetiştirmeyi esas alacaktır.

 

Zihniyet Devrimi :

 

İnsan hayatında öne geçişi sağlayan atılımların temelinde yaratıcı zihniyet vardır. Öncülük farkını yaratan, zihniyettir. Öyleyse her şeyden önce zihniyet devrimi gerekir.

 

Halkımızın sağduyusu yüksek, pratik zekâsı üstündür. Kendi sorunlarına pratik çözüm bulmakta mahirdir. Bu anlamda girişimcilik becerisi gelişmiştir.

 

Ancak, ülkeyi ve toplumu yönlendirip yönetecek eğitimli ekiplerin, geleceği şekillendirecek uzun dönemli sorunlara çözüm üreten bilimsel düşünce tarzına sahip olması gerekir.

 

Zihniyet devrimi projemiz, bilimsel düşünmeyi kazandırmaya yönelik bir yeniden yapılanma projesidir.

 

* Zihniyet devrimi yapmadan,  bugünkü sorunları çözemeyiz.

* Zihniyet devrimi yapmadan, geleceği etkin yönlendiremeyiz.

* Zihniyet devrimi yapmadan, teknoloji üretemeyiz.

* Zihniyet devrimi yapmadan, halkın yükselişini gerçekleştiremeyiz.

 

Zihniyet Devrimi sayesinde, şimdiye dek tepeden gerçekleştirilmeye çalışılan yenilenme yerine halkın kendi tabanından gelen bir yenilenme yaşanacaktır.

 

Kişisellikten Sosyal Sorumluluk ve İşbirliğine :

 

Osmanlı’dan aldığımız miras gereği toplumda ikili bir yapılanma vardır. Tepe kültüründe, insanlar devlet yapılanması ve yönetimi için eğitilirken, taban, yerel ve geleneksel değer ve davranışları içinde kendi haline bırakılmıştır. Bugün de bu yapı önemli ölçüde sürüyor. Bu durum, bir yandan tabandaki halkla tepedekilerin bütünleşmesine engel olmuş, öte yandan siyasetin kavgacı ve iki kutuplu yapılanmasına yol açmıştır.

 

Partimiz, eğitim ve zihniyet yenilenmesi sürecinde, tepe ile tabanı, halk ile devleti barıştırarak, toplumsal ve politik bütünleşmeyi sağlayacaktır. Halkımız; partimizin kazandırdığı sosyal sorumluluk ve işbirliği anlayışı ile çağdaş bilgi toplumunun temel özelliği olan toplumsal sinerjiyi yakalama imkânına ulaşacaktır. Ekip çalışmasını ve işbirliğini öğrenmiş, sosyal sorumluluk sahibi, girişimci bireylerin sayısı süratle artırılacaktır.

 

 

 

 

Birliktelik ve Başarı :

 

Eğitimli insanlarımızın bağımlı davranış kalıpları yerine bağımsız ve başarıya yönelen bir davranış kalıbına taşınmaları sağlanacaktır. Çalışma ve başarı şevki, hem bireysel, hem de işbirliğine dayalı ortak çalışmanın temeli olacaktır. İnsanlarımız birbirini engellemek yerine, başarıya birlikte koşan, sosyal sorumluluk sahibi, ekip çalışmasına yatkın yeni bir anlayış ve davranışa yönlendirilecektir.

 

Ekonomideki rekabet ilişkisinden, politikadaki tercih anlayışına kadar her alanda başarı coşkusuna geçerlilik kazandırılacaktır.

 

Ahlak Devrimi :

 

Türkiye son yıllarda ağır bir ahlak erozyonuna uğramıştır. Bu erozyonun giderilmesi için partimiz bir ahlak devrimini gerekli görür.

 

İnsanları birbirinden ayırıcı ve fark yaratıcı özellik, aklı kullanma yöntemi, yani zihniyetidir. Bu zihniyetin insanın sahip olduğu değerler manzumesi içersinde insan ilişkilerine yansıtılması ise ahlakı belirler. Aklın, diğer insanlar için olumlu yönde kullanılması erdemi belirler. Ahlak ve erdem sağlıklı toplumsal ilişkilerin güvencesidir.

 

Arzulanan erdemli insanları yetiştirmek için zihniyet devriminin bir ahlak devrimi ile tamamlanması gerekir. Ahlak ve erdem sahibi nitelikli insanlardan oluşan bir toplum yaratılması partimizin ülküsüdür.

 

 

III.  SİSTEM TERCİHLERİMİZ

 

Teknolojik Sistem Tercihimiz :

 

Partimizin teknolojik sistem tercihi, küresel bağlantılı ulusal ve bütünleşik ağ sistemidir. Geleneksel ve taklitçi ithal teknoloji yerine; bilgi çağının yaratıcı-yenilikçi teknolojilerine geçişi sağlayacak bir teknolojik yapılanmaya ihtiyaç vardır.

 

Ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması teknolojik alanda yapacağı devrim ve sıçramaya bağlıdır. Günümüzün bilgi toplumunda teknoloji, doğa ve yaşama uygulanabilir bilimsel düşüncedir. Bilimsel düşünceler, uygulamaya araçlarla aktarılır. Uygulanabilir bilimsel bilgi üretmek kaçınılmazdır.

 

*Küresel bağlantılı ulusal yenilik ağları oluşturulacaktır.

 

*Üniversite, fakülte ve bölümlerin işleyiş ve örgütlenişi, uygulamalı bilgi ve teknoloji üretimi için yeniden düzenlenecektir.

 

*Mevcut AR-GE sistemleri geliştirilerek yeniden kurulacaktır.

 

*Teknoparklara işlerlik kazandırılacak ve yenileri kurulacaktır.

 

*Üniversite ve sanayi işbirliği yeniden düzenlenecek ve işbirliği mantığına işlerlik kazandırılacaktır.

 

*Büyük kentlerin; sahip oldukları üniversite, Ar-Ge, sanayi ve iş dünyası işbirliği içinde örgütlenerek teknopark kavramını aşan birer teknokent örgütlenmesine dönüşümleri sağlanacak ve kentsel yenilik ağları ve işbirliği sistemleri oluşturulacaktır.

 

*Türkiye'nin kendi özelliklerini değerlendirebilen özgün kalkınma ajansları hızla kurulacaktır. Bu ajanslar, kentsel kalkınmanın ve kentsel işbirliğinin yönlendiricisi olacaklardır.

 

*TÜBİTAK, KOSGEB, MPM ve benzeri kuruluşların yenilik ağ sistemi içinde konumları yeniden belirlenip etkinleştirilecektir.

 

*Ar-Ge sisteminde geliştirme aşamasının ağırlık olarak sanayie kaydırılması için teşvik ve işbirliği sistemi geliştirilecektir.

 

Ekonomik Sistem Tercihimiz:

 

Partimizin ekonomik sistem tercihi; yenilikçilik-verimlilik-dayanışma boyutlarını esas alan ‘yenilikçi sosyal piyasa sistemi’dir.

 

Türkiye'de bilinçli bir ekonomik sistem politikasının oluşturulamayışı, 30 yıl süre ile enflasyona göz yumulmasına, sürekli krizlere ve bünyesel zaaflara neden olmuştur. Uygulandığı şekliyle serbest piyasa sloganı, sistemin işlerliğine değil; keyfiliğin, rüşvetin, vurgun ve soygunun sürmesine hizmet etmiştir.

 

Piyasa sisteminin özünde rekabet olmasına rağmen, Türkiye'de bilinçli bir rekabet politikası uygulanmamıştır. Partimiz, işlerliği yüksek bir piyasa sistemi oluşturacaktır. Özünde yenilik ve yaratıcılığa, yani başarı rekabetine dayalı, ama sosyal yanı da olan bir piyasa politikası oluşturmakta kararlıyız.

 

Yenilikçi sosyal piyasa ekonomisi bir yönüyle teknolojik devrimin getireceği yeniliklere, diğer yönü ile başarı rekabetine dayanacaktır. Bilgi toplumunun sosyal sinerjisi ile desteklenecek ve küresel rekabetle başa çıkabilecek bir rekabet politikası oluşturulacaktır.

 

“Teknolojik sistemin temelindeki teknoparklar, yenilik ağları, yerel ve bölgesel kalkınma potansiyellerimizi ulusal bütünlük ve sinerji içinde küreselleştiren kalkınma ajansları, üniversite-sanayi işbirliği sistemleri, yenilikçi girişimciliği destekleyen mekanizmalar olacaktır. Piyasa ve rekabet sisteminin yetemediği yerde devlet, yönlendirici olarak devreye girebilecektir.”

 

Teknolojik sistemle bütünleşmiş etkin bir ekonomik sistemin yaratılması, halkın yükselişinin ekonomik temeli olarak, yeni iş ve istihdam fırsatları yaratacaktır.

 

Ekonomik sistemimiz, sermaye-emek zıtlaşması üzerine inşa edilmeyecektir. Aksine, emeğin kalitesini yükselterek sürekli öğrenme, uzmanlık ve bilgi ile emeğin ve sermayenin birlikte verimlilik artışını sağlamaya yönelecektir.

 

Halkın yükselişi, düşmanlıklar ve sömürü üzerine kurulamaz. Halkın yükselişi, bilgi, beceri, yetenek, yaratıcılık, yenilikçilik, verimlilik, girişimcilik, işbirliği ve başarı rekabeti gibi sistem ve kurumlar üzerine oturtulacaktır. Böylece, gücünü dış örgütler yerine, halkından ve kendi gücünden alan, yeterli iş ve istihdam yaratan yenilikçi, etkin ve verimli bir ekonomik sistem yaratılacaktır.

 

Politik Sistem Tercihimiz :

 

Partimizin politik sistem tercihi katılımcı demokrasidir.

 

Partimiz; Türkiye’nin şeklî demokrasisini, halkın katılımını sağlayacak bir katılımcı demokrasiye dönüştürecektir. Halkın yükselişi, aynı zamanda politik örgütlenme ve katılımla gerçekleşecektir.

 

Gönüllü örgütler; sendikalar, odalar, dernekler, katılımcı demokrasinin temel belirleyeni olacaktır. Hedefimiz lider sultası yerine, halkın, kendi kaderini kendi eline almasıdır.

 

Sistemdeki tepeden yönlendirme yerine, tabandan tepeye ve tepeden tabana yoğun işbirliği içinde işleyen etkin, katılımcı bir demokrasiye geçilecektir.

 

Politik örgütlenme ve katılım geliştirilecek, kadın ve gençlerin örgütlenişi öncelikle teşvik edilecek, yaratılacak örgütlenme modeli, gönüllü ve uygulamalı siyaset okulu gibi işlev görecektir.

 

Sosyal ve Kültürel Sistem Tercihimiz :

 

Zengin tarihimizden ve yaşadığımız coğrafyadan gelen, çoğulcu kültür dokumuzu, yaratıcı sinerji içinde, çatışan değil, uzlaşan ve birbiriyle etkinleşerek zenginlik yaratan yapıya kavuşturmak kültür politikamızın hedefidir.

 

Tarihsel seçkinliğimiz olan aile değerlerimizi koruyacak, kültür dokumuzdaki çeşitliliğin toplumumuza yeni zenginlikler kazandırmasını sağlayacağız.

 

Partimiz, toplumsal yapımızda mevcut olan akraba, komşu ve mahalle dayanışmasını kurumsal bir yapıya kavuşturacaktır. Devlet, vatandaşların kendi kendilerine yardım için başlatacakları her türlü sosyal dayanışma hareketine destek verecektir.

 

 

IV. İNSAN VE HAKLARI

 

1. Kişi Hak ve Özgürlükleri

 

Toplumun temel unsuru olan insanın, kişiliğine bağlı, doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve özgürlükleri vardır:

 

*Herkesin bu hak ve özgürlüklerden istediği kadar yararlanarak maddî ve manevî varlığını geliştirmesi teminat altına alınacaktır.

 

*Kişilere hiçbir zaman ve hiçbir şekilde eziyet ve işkence yapılamayacaktır.

 

*Hiç kimseye insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza verilemeyecektir.

 

*Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, demokratik Batı ülkelerinde bu haklara tanınan hukuksal güvencelerin vatandaşlarımıza da aynen tanınması esas alınacaktır.

 

 

2. Ekonomik Hak ve Özgürlükler

 

Ekonomik hak ve özgürlükler ile sosyal hak ve özgürlükler arasındaki yakın ilişkiyi göz önünde tutmakta, sosyal adalet ile sosyal hakların ancak ekonomik yeterlilikle sağlanabileceğine inanmaktayız.

 

Ekonomik yeterliliğin bulunmadığı ülkelerde sosyal adaletin değil, sosyal sefaletin hâkim olduğu tartışılmayan bir gerçektir.

 

Ekonomik başarılarla elde edilen gelirlerden belli bir payın, başta eğitim, sağlık, çevrenin korunması olmak üzere, öncelikle gençliğin ve sporun geliştirilmesi ile sanatın ve sanatçının himayesi gibi sosyal-kültürel hak ve özgürlüklerin kullanılmasına tahsis edilmesi kaçınılmazdır.

 

3. Siyasal Hak ve Özgürlükler

 

Çoğulcu demokratik parlamenter sistem içinde seçmen yaşının 18 olarak kalmasını,  milletvekili seçilme yaşının 25 olmasını benimsiyoruz.

 

550 olan milletvekili sayısı ile mevcut bakanlıkların sayısının yeniden tespit edilmesinin gereğine inanıyoruz.

 

Antidemokratik olduğuna inandığımız Seçim Kanunu ile Siyasal Partiler Kanunu’nun toplumsal isteğe ve günün şartlarına uygun olarak yeniden tanzim edilmesi gerekmektedir.